Güney Marmara Dayanışması’ndan Nihal Güven Altınkurt’un moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) MYK Üyesi Yılmaz Yeter ile Umut-Sen temsilcisi Umut Kocagöz konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde söz alan Yılmaz Yeter, ekolojik sorunların emek mücadelesinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek, kapitalist üretim anlayışının doğayı yalnızca kâr elde edilecek bir kaynak olarak gördüğünü söyledi. Kapitalizmin doğayı “ucuz ve sınırsız bir değer” olarak değerlendirdiğini ifade eden Yeter, bu anlayışın biyoçeşitlilik kaybı, kuraklık, çevresel tahribat ve yaşam alanlarının yok edilmesi gibi sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
Çevreye verilen zararların çoğu zaman şirketler tarafından üstlenilmediğini savunan Yeter, büyük sermaye gruplarının faaliyet gösterdikleri bölgelerde ciddi ekolojik yıkımlara neden olabildiğini, ancak bunun bedelini bölge halklarının ödediğini söyledi. Bazı bölgelerde yaşanan çevresel tahribatın etkilerinin yıllarca sürdüğünü belirten Yeter, şirketlerin ise çoğu zaman herhangi bir sorumluluk üstlenmeden faaliyet alanlarını terk ettiğini ifade etti.
Konuşmasında “temiz enerji” ve “yeşil dönüşüm” politikalarına da değinen Yeter, Avrupa Birliği ülkelerinin kendi çevre standartlarını korurken ihtiyaç duydukları maden ve hammaddeleri farklı ülkelerden sağladığını öne sürdü. Afrika ve gelişmekte olan ülkelerde yürütülen madencilik faaliyetlerinin ciddi çevresel yıkımlara yol açtığını savunan Yeter, birçok uluslararası şirketin kendi ülkelerinde gerçekleştiremediği projeleri daha esnek yasal düzenlemelere sahip ülkelerde hayata geçirdiğini söyledi.
Türkiye’de son dönemde çıkarılan madencilik düzenlemelerine de değinen Yeter, orman alanlarının ve doğal yaşam bölgelerinin sermayenin kullanımına açıldığını iddia ederek, “acele kamulaştırma” uygulamalarını eleştirdi. Doğal alanların korunması gerektiğini vurgulayan Yeter, çevre mücadelelerinin önündeki en büyük gücün toplumsal dayanışma ve örgütlü mücadele olduğunu ifade etti.
Panelde ayrıca Türkiye’nin atık politikaları da gündeme geldi. Avrupa’dan gelen bazı atıkların ve hurda malzemelerin geri dönüşüm adı altında ülkeye getirildiğini belirten Yeter, bu durumun çevresel riskleri beraberinde getirdiğini savundu.
Etkinlikte konuşmacılar, ekolojik sorunların yalnızca çevre meselesi olarak değil, aynı zamanda emek, yaşam hakkı ve toplumsal adalet mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Haber: Serhat Barış

