Açıklamasında İsra Suresi’nin 1. ayetine yer veren Pehlivan, Miraç hadisesinin Hz. Peygamber’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesi ve ardından sema âlemlerine yükseltilmesiyle gerçekleşen ilahi bir tecrübe olduğunu hatırlattı. Miraç olayının İslami literatürde “isra” ve “mi’rac” olmak üzere iki aşamada ele alındığını belirten Pehlivan, bu mübarek gecede namazın farz kılınmasının, ibadet hayatı açısından büyük bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekti.
Miraç’ın bedenen mi yoksa ruhen mi gerçekleştiğine dair İslam âlimleri arasında farklı görüşler bulunduğunu ifade eden Pehlivan, çoğunluğun bu olayı Allah’ın kudretine dayanan bir mucize olarak bedenen gerçekleşmiş kabul ettiğini, bazı âlimlerin ise ruhani bir tecrübe olarak değerlendirdiğini aktardı. Bu yönüyle Miraç’ın hem itikadi hem de manevi yönü güçlü bir hadise olduğunu vurguladı.
Açıklamasında namazın müminin hayatındaki yerine özel bir parantez açan Pehlivan, “Müminin hakiki dirilişi namazladır. Kalpler namazla huzur bulur, nefisler namazla arınır, hayat namazla anlam ve bereket kazanır” ifadelerini kullandı. Namazın, Miraç’ın müminlere en büyük hediyesi olduğunu belirten Pehlivan, bu ibadetin samimiyet ve huşu içerisinde eda edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Müftü Pehlivan, açıklamasını şu temenniyle tamamladı: “Miraç Kandilimizin İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını, namazlarımızla kurtuluşumuza ve manevi dirilişimize katkı sağlamasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ediyorum.” dedi.
Haber: Serhat Barış