KARDİYOLOG SABRİ ONUR ÇAĞLAR’DAN HAYATİ UYARILAR

Marmara Medya Grubu olarak, Bandırma Royal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sabri Onur Çağlar ile hipertansiyon üzerine kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Kalp sağlığı, yüksek tansiyonun riskleri ve toplumda doğru bilinen yanlışlar üzerine önemli açıklamalarda bulunan Çağlar, hipertansiyonun “sessiz ama tehlikeli” bir hastalık olduğuna dikkat çekti.

Haber Giriş Tarihi: 17.02.2026 08:39
Haber Güncellenme Tarihi: 17.02.2026 08:39
https://www.marmarayasam.com

1982 doğumlu olan Uzm. Dr. Sabri Onur Çağlar, 2007 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2008-2012 yılları arasında Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yaptı. Ardından Bolu Devlet Hastanesi ve Bergama Devlet Hastanesi’nde hizmet verdi. 2021 Eylül ayından bu yana Bandırma Royal Hastanesi’nde kardiyoloji uzmanı olarak çalışmalarını sürdürüyor.

“Kalbimiz Günde 7 Ton Kan Pompalıyor”

Hipertansiyonu anlatırken kalbin çalışma kapasitesine dikkat çeken Çağlar, kalbin dakikada yaklaşık 5 litre, günde ise 7 ton kan pompaladığını belirterek bu basıncın damarlar üzerinde oluşturduğu etkinin önemine değindi. Hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermediğini vurgulayan Çağlar, bu nedenle hastalığın toplumda “sinsi” olarak bilindiğini söyledi: “Maalesef birçok hastada hiçbir şikayet olmuyor. Ancak kontrolsüz tansiyon; kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve hatta görme kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.”

En Büyük Risk: Şikayetsizlik

Hipertansiyonun en tehlikeli yönünün belirti vermemesi olduğunu belirten Çağlar, baş ağrısı, özellikle ense bölgesinde ağrı ve baş dönmesinin görülebileceğini ancak çoğu hastada hiçbir belirti oluşmadığını ifade etti. “Şikayetim yok, iyiyim” anlayışının büyük bir yanılgı olduğunu söyleyen Çağlar, özellikle genç yaşta kalp krizi ve beyin pıhtısı vakalarının altında kontrolsüz tansiyonun yatabileceğini belirtti.

Genetik Faktör Çok Güçlü

Hipertansiyonun nedenlerine değinen Çağlar, genetik yatkınlığın önemli bir risk faktörü olduğunu söyledi: “Ailede tansiyon hastalığı varsa risk artıyor. Ancak yüzde yüz olacak diye bir kural yok. Yaşam tarzı burada belirleyici.” Aşırı tuz tüketimi, hareketsiz yaşam, kilo artışı, stres ve uyku düzensizliği de önemli nedenler arasında yer alıyor.

Gizli Tuz Tehlikesi

Çağlar, özellikle “gizli tuz” konusuna dikkat çekti. Sadece yemeklere eklenen tuzun değil; peynir, zeytin, turşu ve paketli gıdalardaki tuzun da ciddi risk oluşturduğunu belirtti. “Bir kişi tuz kullanmadığını söylese bile aslında günlük ihtiyacının çok üzerinde tuz alabiliyor” diyen Çağlar, özellikle dışarıda tüketilen hazır ve katkılı gıdaların tansiyonu tetiklediğini vurguladı.

Sağ mı Sol Kol mu?

Toplumda sıkça sorulan “Tansiyon sağdan mı soldan mı ölçülmeli?” sorusuna da açıklık getiren Çağlar, ilk ölçümlerde iki koldan da tansiyon ölçülmesi gerektiğini belirtti. İki kol arasında 1-2 puan farkın normal olduğunu ifade eden uzman doktor, hangi kolda daha yüksek çıkıyorsa takiplerin o koldan yapılmasını önerdi.

Tansiyon İlacı Bağımlılık Yapar mı?

Toplumda en çok merak edilen konulardan biri de tansiyon ilaçlarının bağımlılık yapıp yapmadığı. “Tansiyon ilaçları bağımlılık yapmaz. Asıl tehlike kontrolsüz yüksek tansiyondur. İlaçlar organları korur.” Yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte bazı hastalarda ilaç dozunun azaltılabileceğini hatta tamamen kesilebileceğini belirten Çağlar, ancak bunun mutlaka doktor kontrolünde olması gerektiğini söyledi.

“Evde Tansiyon Aleti Bulunsun”

Hipertansiyonun yaşı olmadığını vurgulayan Çağlar, gençlerin de düzenli olarak tansiyon ölçmesi gerektiğini ifade etti. “Her evde bir tansiyon aleti olmalı. Şikayet olmasa bile ara ara ölçüm yapılmalı. Kalbimiz durmadan çalışıyor; biz de ona gereken önemi vermeliyiz.” Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli egzersiz ve stresten uzak durmanın tansiyon kontrolünde büyük rol oynadığını belirten Çağlar, toplumda tansiyon farkındalığının artırılması gerektiğinin altını çizdi.

Haber: Serhat Barış