
Gerçekleştirilen açıklamada, dünyanın farklı bölgelerinde tırmandırılan savaş politikalarına dikkat çekilerek, özellikle İran–İsrail–Amerika Birleşik Devletleri hattındaki gerilimin yalnızca diplomatik bir kriz olmadığı vurgulandı. Açıklamada, savaşların en ağır bedelini kadınların, çocukların, yoksulların ve emekçilerin ödediği ifade edildi.
Platform tarafından yapılan açıklamada, savaşın bir kader ya da zorunluluk olmadığı, bilinçli bir siyasi tercih olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Savaş bir kader değildir. Savaş bir ‘zorunluluk’ değildir. Savaş bilinçli bir tercihtir ve bu tercihin bedelini her zaman kadınlar ve çocuklar öder. Silahların gölgesinde kurulan her siyaset en çok evlerin içini karartır.”
Açıklamada, hiçbir devletin “güvenlik” gerekçesiyle başka bir ülkenin egemenlik hakkını yok sayamayacağı belirtilirken, egemenliğin evrensel bir hak olduğuna dikkat çekildi. Ekonomik ambargoların, bölgesel kışkırtmaların ve savaş politikalarının halkları yoksullaştırdığı, kadınları ve çocukları savunmasız bıraktığı ifade edildi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözüne de atıfta bulunulan açıklamada, barışın güçlülerin lütfu değil halkların hakkı olduğu vurgulandı.
Platform, 8 Mart’a girerken yalnızca eşitlik değil, savaşsız bir dünya talep ettiklerini belirterek şu çağrıyla açıklamasını sonlandırdı: “Biz savaşı değil barışı örgütlüyoruz. Yıkımı değil yaşamı savunuyoruz. Silahlar sussun, diplomasi konuşsun. Çünkü gerçek güç yok etmek değil, yaşatmaktır.”
Basın açıklamasına CHP Bandırma İlçe Örgütü Başkanı Mehmet Atak, belediye meclis üyeleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katılarak destek verdi.
Haber: Serhat Barış