
İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, Bandırma’ya gerçekleştirdiği ziyaret programı kapsamında İYİ Parti Bandırma İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti. Programa İYİ Parti Balıkesir İl Başkanı Hasan Fehmi Yörük, İYİ Parti Bandırma İlçe Başkanı Engin Can, ilçe yönetimi ve üyeler de katıldı.
Türkiye’nin ekonomi tablosu ve yapılması gerekenler hakkında konuşan Milletvekili Dalgın, Suriye ve Irak’ta yaşananlara dikkat çekerek, “Suriye ve Irak’ta yaşananlar ortada. Allah korusun Türkiye’nin de benzer bir tabloyla karşılaşmaması için hep birlikte ülkemizin bütünlüğünü ve milli birliğimizi korumamız gerekiyor. Birey olarak farklı etnik, dini, mezhepsel, siyasi ve felsefi görüşlerimiz olabilir; ancak bu farklılıkları bir arada tutan en önemli yapı Cumhuriyet’tir. Genel Başkanımızın son grup toplantısında söylediği gibi, “Türkiye’nin demir kubbesi de, çelik kubbesi de Cumhuriyet’tir” ifadesi bu açıdan büyük önem taşıyor.
Bir diğer önemli mesele hürriyetlerdir. Yıllardır süren bu sorun giderek daha da ağırlaşıyor. Gençlerin bir tweet beğenirken bile endişe etmesi, insanların bir şey yazarken çekinmesi, gazetecilerin yazı yazarken baskı hissetmesi bu durumun örnekleri. Ekonomik alanda da benzer bir baskı söz konusu. Sürekli yasaklar, kotalar ve cezalarla hem siyasi hem ekonomik hürriyetler kısıtlanıyor. Bu durum her geçen gün daha da derinleşiyor.” dedi.
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dalgın, mevcut tabloyu “3P” yaklaşımıyla ele aldıklarını belirterek, “Üçüncü büyük mesele ise ekonomik krizdir. Türkiye’de klasik krizler kısa süreli olurken, artık 5-6 yıldır süren bir ekonomik sorunla karşı karşıyayız. Bu durumu “3P” yaklaşımıyla ele alabiliriz:
Birincisi, Polyannacılık; her şeyin yolunda olduğu yönünde temelsiz bir iyimserlik. İkincisi, pansumancılık; mevcut programın küçük düzenlemelerle düzeleceği düşüncesi. Oysa sorun programın kendisinde. Üçüncüsü ise popülizm; hesapsız vaatlerle sorunun ciddiyetini görmezden gelmek.” dedi.
Dalgın, çözüm önerilerine de değinerek, “Bizim yaklaşımımız ise “bolluk ve bereket” anlayışına dayanıyor. Bu programın temelinde iki önemli hedef var: İlki, talebi kısmak yerine üretimi artırmak. Daha fazla üretimle fiyatların düşmesini sağlamak ve hem üreticinin hem tüketicinin kazanacağı bir düzen kurmak. İkincisi ise yasaklar yerine girişimciliği teşvik etmek. İnsanların daha kolay iş kurabildiği, işini büyütebildiği bir ekonomik ortam oluşturmak. Çünkü yasaklar ve kısıtlamalarla değil, üretim ve girişimle kalkınma sağlanabilir. Ekonomiyi milli güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Ekonomiyi yapısal bir şekilde bolluk bereket ekonomisine çevirmemiz lazım.” dedi.
Haber: Mihriban Nur Uysun